Bugün:
Ana Sayfa || E-Mail
BENİMDE SİTEM OLSUN İŞ YERİM VE KENDİMİ TANITACAGIM NET DÜNYASINDA DİYORSAN BİZİMLE KONTAK KURUNUZ. salvodor36@hotmail.com .hertürlü site yapılır

27/8/2009

Fareli Köyün Kavalcısı

27/8/2009

PAMUK PRENSES VE 7 CÜCELER

2/3/2009

DÖVÜŞÇÜ ASLANLA YABAN DOMUZU

DÖVÜŞÇÜ ASLANLA YABAN DOMUZU


Bir yaz günü aslan su içip serinlemek amacıyla bir subaşına gelmiş. O sırada yabandomuzu da suya eğiliyormuş. Aslan:

- Çekil bakalım da suyumuzdan içelim, " demiş.


— Ne demek çekil? Demiş yabandomuzu. Biz hayvan değil miyiz? Bizde su içmez miyiz? Amma şey asıl sen çekil!


"Sen çekil, hayır sen çekil..." derken işi dövüşe çevirmişler. Nasıl bir dövüş? Kıyasıya, kırasına, öldürüp ölmecesine! Kan ter içinde kalmışlar. Ayrılıp bir solukluk dinlenmede ne görsünler? Tepedeki ağaçlara akbabalarla karakargalar konmuşlar:

"Aman birbirlerini hemen öldürseler de leşleri bize kalsa..." diye bekleşmiyorlar mı?

Hem aslanda hem yabandomuzunda şafak sökmüş:


"Aman, kavgayı dövüşü boş verelim! Eski dostluğumuza dönelim. Bu akbabalarla karakargalara yem olmayalım, iyisi budur..." Demişler, yollarına gitmişler.

( Dövüşüp sövüşmek iyi mi? Barış içinde yaşamak varken üstelik... Dövüşenler için son her zaman kötüye varır, bir kazanç getirmez. )


Yazar: Aisopos(Ezop) Masalları

16/2/2009

kurdun çobanlığı

Bir zamanlar çobanların sürülerini otlattığı yamaçların yakınında bir kurt yaşarmış. Kendi alanındaki bütün hayvanları avlarmış. Ağzını sürebildiği tek bir av bile kalmayınca ister istemez çobanların sürüsüne göz dikmiş, oradan medet ummaya başlamış.
Ama bu işi nasıl yapacağını da ince ince planlamış. Önce bir çoban kıyafeti bulmuş, giymiş. Şapkasını gözlerine kadar indirip sürüye yaklaşmaya, biraz uzaktan olup bitenleri gözleyip uygun anı beklemeye başlamış.

Gerçekten de bir süre sonra çoban ağacın altında yemeğini yemiş, yere serdiği ceketinin üzerine kıvrılmış. Yardımcısına, sürüye dikkat etmesini söyleyip uyumaya başlamış.
Yardımcısı büyük köpeğin önüne bir kemik fırlatıp sırtını ağaca dayamış, sürüden gözünü ayırmamasını tembihleyip bir süre sonra oturduğu yerde şekerleme yapmaya başlamış.
Büyük köpek küçük köpeğe bir iki homurdanmış, “biraz işim var, sürü sana emanet” deyip çalılıkların arasına girmiş. Kemiğini kemirip, sonra da uykuya dalmış.
Herkes uyur da küçük köpek uyumaz mı? Çevreye bakmış. Uzaktan kurdu görmüş aslında, ama kıyafetinden ötürü insan sandığı bu yabancıdan tehlike gelmeyeceğini düşündüğünden o da yummuş gözlerini.
“İşte beklediğim an” diye sevinmiş kurt. Usulca sürüye yaklaşmış. Elindeki sopayı sallayarak koca sürüyü kendi topraklarına doğru götürmüş.
Her şey tam istediği gidiyormuş. Sürüdeki koyunları sayıp sevinçten kendinden geçiyormuş.
“Bu kadar koyun bana bir yıl yeter, bundan böyle avlanmak yok, kar kış av peşinde dolaşmak yok, üşümek, köpekten, avcıdan korkmak yok. Gül gibi yaşayacağım” diye coşmuş.
Kurt coşar da türkü söylemez mi? Başlamış en sevdiği türküye, hemde avazı çıktığı kadar yüksek sesle söylemeye!
Birden çobanlar uyanmış! Büyük köpek çalılıktan fırlamış, küçük köpek atılmış ve kaşla göz arasında kurdu sıkıştırmışlar.
Akılsız kurt sürüyü elinden kaçırdığı gibi, az kalsın postu da yitiriyormuş. Kızgın köpeklerin ve çobanların arasından zor kurtulmuş. Bir daha da asla sürünün yanına yaklaşmamış

16/2/2009

küçük deniz kızı

KÜÇÜK DENİZ KIZI

Bir zamanlar altı güzel kızı olan bir kral varmış. Ama bu kral insanların kralı değilmiş. Ülkesi dalgaların altında balıkların değerli taşlar gibi parıldadığı bir ülkeymiş. Genç prenseslerin anneleri çoktan ölmüş ve onları büyükanneleri büyütmüş. İçlerinde en güzelleri en küçük olanıymış. Saçları altın bukleler halinde omuzlarına dökülüyormuş. Kızlar büyükannelerinin anlattığı yeryüzüyle ilgili masalları çok seviyorlarmış. Bu masallarda bacak adlı iki şeyin üzerinde yürüyen garip insanlar varmış. Küçük denizkızı da bu anlatılanları görmek istiyormuş. "Onbeş yaşını beklemen gerekir," demiş büyükanneleri. "O zaman gidip görebilirsin."

En büyük denizkızı yaşı geldiğinde yüzeye çıkmış ve gördüğü ilginç şeyleri kardeşlerine anlatmış. Yıllar geçmiş ve sonunda küçük denizkızının da yüzeye, insanların dünyasına çıkabileceği gün gelmiş. Şimdiye kadar hep merak ettiği dünyayı artık kendi gözleriyle görebilecekmiş. Yüzeye doğru yüzerken güneş batıyormuş. Yakınlarda bir gemi demir atmış. Küçük denizkızı yüzeye çıktığında güvertedeki yakışıklı prensi görmüş. Prens kendisini birisinin gözlediğini de, prensesin ondan gözlerini ayıramadığını da bilmiyormuş tabii. Birden hava kararmış, gemi çıkan fırtınayla sallanmaya başlamış. Çok geçmeden yelkenleri parçalanmış, direği kırılmış ve gemi sulara gömülmüş. Küçük denizkızı sularda çırpınan prensi son anda görüp kurtarmış. Onu kucaklayıp kıyıya götürmüş ve sahile bırakmış. Sabah olduğunda prens hala yattığı yerde uyuyor, denizkızı da başucunda onu bekliyormuş. Az sonra birkaç kız koşarak gelmiş. Prens gözlerini açmış ve kalkıp yürümüş. Küçük denizkızı oracıkta üzüntüsüyle baş başa kalmış.

O günden sonra küçük denizkızı prensi görebilmek umuduyla birçok kez yüzeye çıkmış. Artık dayanamıyormuş. Su cadısına gidip akıl almaya karar vermiş. Cadı onu görünce bir kahkaha atmış: "Niçin geldiğini biliyorum denizkızı," demiş. "İnsana dönüşüp karaya çıkmak istiyorsun. Böylece prensle daha yakın olacağını düşünüyorsun. Ama bunun bir bedeli var, biliyor musun?" "Bilmiyordum," demiş küçük denizkızı, "ama insan olabilmek için neyse öderim." "Sesini istiyorum," demiş cadı, "şu şarkılar söyleyen güzel sesini. Bana sesini verirsen ben de seni iki ayaklı güzel bir genç kıza çeviririm. Ama unutma, prens seni bütün kalbiyle sevmeli ve evlenmeli. Yoksa bir deniz köpüğüne dönüşüp sonsuza dek yok olursun." " Çabuk," demiş küçük denizkızı. "Ben kararımı çoktan verdim zaten." Bunun üzerine su cadısı küçük denizkızına içmesi için büyülü bir ilaç vermiş. Küçük denizkızı prensin karşısına dikildiği an prens bu hiç konuşmayan kızdan çok hoşlanmış ve onsuz yapamayacağına karar vermiş. Küçük denizkızı da prensi her geçen gün daha çok sevmiş, ama prens ona bir türlü evlenme teklif etmiyormuş. Prensin annesi ve babası, kendine eş bulması için baskı yapıyorlarmış. Prens sonunda yakındaki bir ülkenin prensesiyle tanışmaya karar vermiş. Yanında küçük denizkızını da götürmüş. Zavallı kız çok acı çekiyormuş. Prens komşu ülkeye gidip prensesle karşılaşınca aklı başından gitmiş ve hemen evlenmek istemiş. Düğünleri muhteşem olmuş. Her yer çiçek, ipek ve mücevherle kaplıymış. Mutlu çifti görmeye gelen herkes coşku içindeymiş. Yalnızca küçük denizkızı sessizmiş. Gözyaşları sessizce süzülüyormuş yanaklarından. O gece küçük denizkızı güvertede dikilmiş karanlık sulara bakıyormuş. Gün doğarken bir deniz köpüğü olup o sulara karışacakmış. Birden suların dibinden denizkızının kardeşleri çıkmışlar. Saçları kısa kısa kesilmiş. "Saçlarımızı su cadısına verdik, karşılığında da bu bıçağı aldık. Eğer bu gece bu bıçağı prensin kalbine saplarsan büyü bozulacak." Küçük denizkızı bıçağı almış ama prense asla zarar veremeyeceğini biliyormuş. Güneş doğduğunda kendini ağlayarak denize atmış. Ama denize düşmemiş. Kendini havada uçarken bulmuş. Çevresinde altın renkli ışıklar dans ediyormuş. "Biz havanın kızlarıyız " demişler. "Artık bizimle mutlu olursun." Küçük denizkızı gökyüzüne doğru yükselirken aşağıya, prensin gemisine bakmış ve gülümsemiş.

14/1/2009

4.sınıf hikaye kitabı

Kitap ismi

En Yaramaz Kız Kazanmak İstiyor
2007
Yaşlar:8 - 12 Yaş Arası
Okuma:
Su Gibi Okuyanlara
Okul :İlköğretim
Tür :Hikaye / Öykü
Türkçe ,149 sayfa , Ciltli , 12x19.5, Karton Kapak 3.Hamur
Çevirmen : Zarife Öztürk
Arka Kapak Yazısı
Okulun en yaramaz kızı Elizabeth Allen bu yıl ikinci sınıfa geçiyor. Whyteleafe okulu'nde herkes çok heyecanlı. Çünkü yeni okul başkanları seçilecek.

Son sınıflara yeni gelen ünlü film yıldızı Kerry Dane okul başkanı olmaya kalkışınca iş yine başa düşüyor ve Elizabeth bir felaketi önlemek için kolları sıvıyor. Arkadaşları Julian ve Joan da ona katılıyor, ama diğer öğrencileri ikna etmeyi başarabilecekler mi bakalım?

14/1/2009

İyi ve Kötü

Kitap ismi İyi ve Kötü
Yaşlar
7 - 12 Yaş Arası
Okuma:Su Gibi Okuyanlara
Okul:İlköğretim
Biçim:Renkli,Resimli
Tür:Eğitici Kitap,Felsefe
Türkçe ,40 sayfa , Ciltli , 13x18, Karton Kapak Kuşe
Çevirmen : Azade Aslan
Resimleyen : Jacques Azam
Arka Kapak Yazısı
ÇITIR ÇITIR FELSEFE
Hayatı anlatan kitaplar

Dünya çocukları bu diziyi okuyor! Yaşamı ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocukara, temel kavramları, doğru sorular sorarak düşündüren 10 kitaplık dizi, gerçek yaşamdan örneklerle dolu. Çocuklar, öğretmenler ve anne babalar, her kitapta farklı bir kavram üzerine birlikte düşünecek ve konuşacaklar.

İYİ VE KÖTÜ
İyi nedir? Kötü nedir? Kötü bir şeyi, kötü olduğunu bal gibi bilsek de yapabilir miyiz ? Ya da biri için iyi olan, diğer herkes için iyi midir? Peki, kafede buduğunuz bir parayı cebimize atmak mı iyidir; kafenin sahibine vermek mi, yoksa ortaya çıkıp, "Kim para kaybetti?" diye bağırmak mı?

Dizinin ilk kitabı, çocukarın sık karşılaştıkları olayları örnekleyerek, en temel iki kavram olan "iyi" ve "kötü"yü tartışıyor.
Açıklama
İÇİNDEKİLER

Yaşasın Sera Öğretmen!
İyi nedir, kötü nedir?
Kim kurttan yana?
Yeni ceketin iğrenç!
Şantaj mı, değil mi?
İyi ve Kötü Sözlüğü
Sorumlu değilim
İmdat! Bilgisayarım bir insan!
Yapsam mı, yapmasam mı?
Bilmiyorduk, bilerek yapmadık!
Kendime engel olamadım
Bu neden kötü?
Hırsız Coni
Can'ın yöntemi
Öyle bir dünyada yaşamak isterdim ki

14/1/2009

Padişahın Küçük Oğlu 3. ve 4. sınıflar için

Padişahın Küçük Oğlu 3. ve 4. sınıflar için

Yayınevi: İnkılap Kitabevi

Yazar: Kolektif

Kategoriler: Çocuk Kitapları, Eğitim, Masallar, İlköğretim

İSBN: 9789751018106

Özellikler:
48 s. 14 x 20 cm Türkçe Renkli İstanbul 2. Hamur Resimli

Açıklama:
Çok eskiden Işıklar Ülkesi denen bir yer varmış. Bu ülkenin padişahı da üç evlada sahipmiş. Padişah, halkının mutlu olması için çok çaba gösterirmiş.
(Kitabın İçinden)

Padişahın Küçük Oğlu 3. ve 4. sınıflar için

6/1/2009

KİTAP OKUYUN

Kitap ismi
DÖRDÜNCÜ SINIF BİR HİÇİN HİKAYESİ
8 - 12 Yaş Arası
Okuma
Su Gibi Okuyanlara
Okul
İlköğretim
Biçim
Resimli
Tür
Hikaye / Öykü
Türkçe ,135 sayfa , Ciltli , 15x22, Karton Kapak 3.Hamur
ISBN:975-6663-78-2
Çevirmen : Zarife Öztürk
Resimleyen : Özlem Şekercioğlu Lesport
Arka Kapak Yazısı
Peter kendisini 'dördüncü sınıfta okuyan bir hiç' gibi hissediyor. Neden mi?
Çünkü Çikolata adında bir kardeşi var ve bu kardeşi onun hayatını, tek
 kelimeyle, mahvediyor. Kardeşi, patates püresini duvarlara siliyor, uçmaya
çalışıyor, Peter'in ödevini bozuyor; dünyada ne yaramazlık varsa, hepsini
yapıyor. Çikolata üç yaşındaki bir ayaklı facia, ama yine de annesi ve babası
o ne isterse onu yapıyor. Çikolata bir gün Peter'in çok sevdiği kaplumbağasını
alınca, bu, bardağı taşıran son damla oluyor. Artık Peter'in dayanacak
gücü kalmıyor. Ne yapsa da, annesi ve babası biraz ona ilgi gösterse.

Açıklama
Peter, kendisini "dördüncü sınıfta okuyan bir hiç" olarak görüyor.
Nasıl hissetmesin? Dünyanın en yaramaz kardeşi Çikolata'ya sahip.
Ne yapsa da annesi ile babası biraz da kardeşi yerine onunla ilgilense...