Buğdayın Yolculuğu ETKİNLİĞİ






DERS                      :  SOSYAL BİLGİLER

SINIF                    : 4

YAKLAŞIK SÜRE    : 40 + 40 + 40 dk

ÖĞRENME ALANI  : Üretim Dağıtım ve Tüketim

ÜNİTE                   : Üretimden Tüketime

TEMEL BECERİLER : Akış şeması okuma, yaratıcı düşünme, empati, Türkçe’yi etkili, doğru ve güzel kullanma

KAZANIMLAR        : Kullandığı bazı ürünlerin üretim, dağıtım ve tüketim ağını    oluşturur.

                                   İhtiyaçlarla meslekleri ilişkilendirir.

                                   İhtiyaçlarından hareket ederek insanların temel ihtiyaçları hakkında çıkarımlarda bulunur.

 

    Sayın Öğretmenimiz, bu etkinlik Hacı Mustafa Tarman İlköğretim Okulu 4 – H  Sınıf Öğretmeni Ünal Sırmatel tarafından tasarlanmıştır. Öğretmenimize  teşekkür ederiz. Bu etkinliği, İlköğretim Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında yer alan “Buğdayın Yolculuğu” adlı etkinlikle birleştirerek uygulayabilirsiniz.

 

     Uygulama Önerisi:

 

     Etkinliğe başlamadan önce  öğrencilerinizi gruplara ayırabilirsiniz. Grupların yapacakları görüşmelerle ilgili öğrencilerinizi motive ederek, görüşme sırasında sorulacak sorularla ilgili bilgi verebilirsiniz. Soruları gerekirse öğrencilerinizle birlikte hazırlayabilirsiniz.

 

     Etkinlik sırasında görüşme yapılan kişilerin sınıfa davet edilmeleri ve öğrencilerin sorularını cavaplandırmaları iyi olur.

 

    Gruplara yapılacak görevlendirmeler aşağıdaki gibi olabilir.

1.     Grup: Çiftçi ile görüşme,

2.    Grup: Bir değirmen veya un fabrikasına ziyaret,

3.    Grup: Ekmek fırınına ziyaret,

4.    Grup: Ekmek satılan bir yere ziyaret.

 

      Grupların ziyaretleri sırasında soracakları sorular öğrencilerle birlikte hazırlanabilir. Aşağıdaki soruları örnek alabilirsiniz.

 

1.     Grup, çiftçi ile görüşme:

1.     Buğdayın yetişmesi için hangi çalışmaları yapıyorsunuz?

2.    Bu çalışmalarda hangi tarım aletlerini kullanıyorsunuz?

3.    Çiftçilğinizin ilk yıllarında kullandığınız aletlerle şimdi kullandıklarınız arasında fark var mı?

4.    Çiftçi olmaktan memnun musunuz? Cevabınız evet veya hayır ise neden?

 

2.    Grup, değirmen veya un fabrikasına ziyaret:

1.     Buğdayı nereden alıyorsunuz?

2.    Buğdayın kilogramını kaç liradan alıyorsunuz?

3.    Buğday un olana kadar hangi aşamalardan geçiyor?

4.    Değirmen ile un fabrikası arasında ne fark vardır?

5.    Fabrikanızın artıklarını ne yapıyorsunuz?

 

3.    Grup, ekmek fırınına ziyaret:

1.     Unun kilogramını kaç liradan alıyorsunuz?

2.    Bir ekmek kaç gram undan yapılıyor?

3.    Ürettiğiniz bir ekmeği kaç liradan satıyorsunuz?

4.    Un ekmek olana kadar hangi aşamalardan geçiyor?

5.    Çalıştığınız ilk fırınla şimdi çalıştığınız fırın arasında fark var mı?

 

4.    Grup, bakkal veya market ziyareti:

1.     Bir günde yaklaşık olarak kaç ekmek satıyorsunuz?

2.    Bir ekmeği kaç liradan satıyorsunuz?

3.    Ekmekler dükkanınıza nasıl geliyor?

    

     İŞLENİŞ

 

     Sınıfa başak, buğday taneleri, un ve ekmek getirilebilir.

 

     Çiftçi, değirmenci, fırıncı, bakkal sınıfa geliyorsa dinlenebilir.

 

     Gruplar yaptıkları çalışmaları anlatabilir, edindikleri resim, broşür v.b. arkadaşlarıyla paylaşabilirler.

 

     Buğdayın ekmek olması ile ilgili olarak “Buğdayın Yolculuğu” okunabilir, akış şeması oluşturulabilir.

 

      Öğrencilerin kendi çizimleriyle bir akış şeması oluşturmaları tavsiye edilir,  ekte verilen materyaller de kullanılabilir. Önce materyalleri göstererek, öğrencilerin bir metin oluşturmasını da isteyebilirsiniz. İlgili materyaller TRT 4 kanalında yayımlanan “Günaydın Öğretmenim”  programında “Buğdayın Yolculuğu” adlı etkinliğin sunumunda kullanılmıştır. Materyal desteği için Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’ ne teşekkür ederiz.

 

     Diğer Derslerle İlişkilendirme

 

Bir çiftçi ektiği 1 kg buğdaya karşılık 18 kg buğday elde ediyor. Bu çiftçi bir yılda 500 kg buğday ekerse, yıl sonunda kaç ton buğday elde eder?

 

Bir fırıncı, 1kg undan 4 ekmek yapıyor. Fırıncı 375 kg undn kaç ekmek yapar?

                   

BUĞDAYIN YOLCULUĞU

     Ben tohum olarak ayrılmış bir buğday tanesiydim. Torbamda heyecanla toprağa ekilme mevsimini bekliyordum. Bir gün çiftçi geldi, benim de içinde bulunduğum torbayı aldı ve tarlaya götürdü. Toprağa kavuşma zamanım geldiği için o kadar heyecanlandım ki içim içime sığmıyordu. Artık toprağa düşecek ve filizlenip başak verecektim.

     Çiftçi bizleri torbadan avuç avuç alarak toprağa serpmeye başladı. Ben torbanın dibindeydim bu yüzden sabır ve heyecanla sıranın bana gelmesini bekliyordum. Çiftçi elini son bir kez torbaya daldırdı, ben de artık çiftçinin elindeydim. Avucunu yukarı doğru çekerken ben torbanın kenarına çarptım ve torbaya düştüm. Torbada benden başka buğday kalmamıştı. Toprağı ve güneşi göremeyecektim artık ve büyüyemeden yok olup gidecektim. O kadar üzüldüm ki sessiz sessiz ağlamaya başladım. Birden bir sarsıntı hissettim, torba sallanmaya başladı. Çiftçi torbada hiç buğday kalmasın diye ters çevirmiş sallıyordu. Bu sayede toprağa düştüm o an güneşi ve toprağı gördüm. Üzüntüm mutluluğa dönüştü artık büyüyecek ve filizlenecektim.

     Ama büyümek için de zaman gerekiyordu. Uzun süre torbada bekledikten sonra bir süre de toprakta beklemek zorundaydım, ama olsun! Sonunda isteğime kavuşmuştum. Artık topraktaydım ve ben sabırlı bir buğdaydım.

     Zaman geçti, kış geldi üzerime kar yağdı, rüzgarlar esti. Bahar geldi yağmurlar yağdı, ben kana kana suyu içtim. Çünkü büyümek için bunların hepsine ihtiyacım olduğunu biliyordum. Havalar ısındıkça kendimde değişiklikler hissetmeye başladım. Kabuğum çatladı ve filizlendim. Büyüyordum artık. Topraktan dışarı boynumu  uzattım ve güneşi gördüm. Öyle muhteşemdi ki hayran oldum. Her geçen gün kendimi güneşe daha yakın hissettim. Rüzgarla birlikte başaklarım doldu. Önceleri yeşilken bir süre sonra rengim sarardı ve olgun bir başak oldum.

     Çiftçi bizi biçer döver denilen kocaman bir araçla hasat etti. Sonra makine samanlarımızla tanelerimizi ayırdı. Bizi çuvallara doldurduktan sonra kamyonlarla değirmene götürdü. Burada kocaman değirmen taşlarının arasında un haline geldik. Biraz canım yandı ama sonrasını düşünerek mutlu oldum.

     Değirmenden bembeyaz un olarak çuvallarda çıkarıldık. İçerde beyaz elbiseler giymiş birçok insanın çalıştığı fırına getirildik. Olacakları merakla bekliyorduk. Kocaman bir kapta üzerimize su dökerek yapış yapış bir hale getirildik. Buna hamur diyorlardı. Sonra bizi şekillendirerek fırında pişirip ekmek yaptılar. Heyyy!! Üzeri kıpkırmızı bir ekmekteydim artık.

     Fırıncı bizi arabalarına yerleştirip bakkallara, marketlere dağıttı. Ben küçük bir bakkalın rafına konuldum. Derken bakkaldan içeri bir çocuk girdi. O kadar güleryüzlü ve tatlıydı ki onun beni alması için dua etmeye başladım. Çocuk ekmeklerin bulunduğu dolaba yöneldi, kapısını açtı, elini uzattı ve beni aldı. Allahım ne kadar mutluydum! Çocuk beni evine götürdü. Annesi sofrayı hazırlamış çocuğunu bekliyordu. Beni sofraya koydular.

     Artık son bir görevim kalmıştı. O da bu insanların vücuduna vereceğim faydalardı. Görevimi tamamlamanın mutluluğunu yaşıyordum.          

 

 


Yorum Yaz